Mahmut Aksoy: “Kül Aksanı” ile konuşan bir şair


Bir kitap düştü önüme: Adı Gazellertesi. Şairi Mahmut Aksoy. Nüfusu 1996 dese de o hep ince ve esmer bir gülümsemeyle düzeltme taraflısı: 1994. Harran Üniversitesi Radyo ve Televizyon bölümünden mezun bir şair. Kitabı yakınlarda Klaros Yayınları‘ndan çıktı. 

Gazellertesi neyi söyliyor, ya da Gazellertesi’nin heybesinde neler var: Çok yutkunmuş (tarih içinde) bir coğrafya, “siyahın yöresinden bir dille” konuşan bir şair, “rüzgâr defterine yaz”ılmış bir dağ, her seferinde “ocağıma kül ağacı diktiler” diye okuduğum  “ocağıma kal ağacı diktiler”  diye başlayan ağır, kapkalın bir ağıt, veee  ve insanın içini “oğlumu yeleksiz koydum kefene devletlim” dizesiyle apacı ve çok derin çizen, can ciğer söken “Gazellertesi”.            

Mahmut Aksoy, çok özel bir şair. Çok özel bir şair dememdeki sebep şiirini, çok özel bir dille yazması. Bir Ece Ayhan, bir Metin Eloğlu şiir dili nasıl kendine özgü bir dil ise şimdi de bir Mahmut Aksoy şiiri ve şiir dili var karşımızda. Ve bu şiir için ilerde bir Mahmut Aksoy şiir sözlüğü hazır edilmelidir okur için şimdiden. Çok özgün çok iyi bir şairle karşı karşıya olduğunu bilmelidir hem Türk şiiri hem şiir okuru.

Daha ilk kitapla yakalanmış büyük bir olgunluk ve ustalık ve nevi şahsına münhasır bir üslup ve dil. Çok orijinal bir şairle tanışmanın şaşkınlığını yaşıyorum Gazellertesi ile. Ne desem söz cüce kalıyor bu şairin karşısında. Her şiir her dizede yeni buluşlarla afalladım, dizelerinin parlaklığı (okurda uzun süren bir şaşkınlık yaratıyor-yaratacak bu) ve kelimelerin vuruculuğu şaşırtıcı, sarsan imgeler ve anlamı ters yüz anlayan, bilerek ters yüz eden bir şiir ve dil zekası. Çok şaşkınım.

Ve galiba yeni bir Ece Ayhan, yeni bir Metin Eloğlu vakasıyla karşı karşıyayız bir yarım asır sonra. Kırıldığı, şiiri kıpkırık bir tonla bir sesle söylediği şiirlerde “acıya kiracı” kırık bir başka şairi, bir Metin Altıok’u da hatırlatır beraberinde Mahmut Aksoy. Parmağını bastığın yeri dön bir kere daha işaretle ve tekrarla Mahmut Aksoy:

 

“herkes sesiyle gövdesi arasında

yakın bir yerde kiralar yarayı”

Türkçe’ye, Türkçe’nin söz iklimine yeni tatlar, yeni duyuşlar, orjinal duyarlılıklar getiren büyük şairler kervanına erken yaşında katılan Mahmut Aksoy, kendi kuşağından, kendi yaşdaşlarından da bu tarafıyla ayrılır. Kendi yaşdaşı şairler sistem eleştirisini (itirazını) bugünden ve bugün yaşadıkları üzerinden başlatırken, Mahmut Aksoy, daha gerilerden, geldiği coğrafyanın kadim acıları, kederlerinin de bilincinde, omuzlarında, o coğrafyanın kadim söz mirası, kültür, dil, gelenek ve göreneği ile yürüyüşünü başlatarak çok daha derinlerden sisteme, devlete karşı itirazını, parmağını yükseltiyor.

Kitabın adı da burda çok manidardır (Nasıl buruk, kederi nasıl yüksek bir kitap ismidir): Gazeller dönemi bitmiş (Bu bir derin ah’dır tabi geçmiş adına) hemen ertesidir gazellerin. Bir dönem olarak alır kabul edersek Gazelleri, bir dönemin artık geride kaldığı ve yeni başlayan bir dönemin adı oluyor şair için Gazellertesi. Sözde şiirde kendi  üslup ve usulüyle konuşan Mahmut Aksoy’un söz aldığı noktayı da bize imler ve gösterir Gazellertesi adı. 

Mahmut Aksoy: “Dile dayamış söz yarasını”. O yüzden bütün kelimeleri apacı. O yüzden de ağzı da kalbi de kan içinde bırakıyor onun ağzında her kelime. Mahmut Aksoy: Namı diğer şair kirvem. Daha kitabın adıyla akıllara kazınan bir şair oldu. Bu iyi şair, bu Gazellertesi şairi Ali Asker Barut’un şair kirvesidir. Mardin’den, Munzurlar’dan, ta Doğu’dan ve Ahmed Arif damarından özbeöz akrabam, “kül aksanı” ile konuşan Gazellertesi’nde yırtılan kalbimdir.

 

 

Benzer Yazılar