Soruşturma / Rahmi Emeç


1-Donald Kuspit’in Sanatın Sonu kitabı aklımıza düşürdü: şiirin sonu mu geldi?

Donald Kuspit’in Sanatın Sonu kitabına ilişkin Engin Ümer’in “Bilinçdışının ve sanatın sonuna dair bir anlatının eleştirisi” başlıklı yazısı var, okunmaya değer. [*] Donald Kuspit’in bu yapıtını, Ümer’in eleştiri yazısıyla birlikte okumak daha anlaşılır kılabilir.

Diğerleri hakkında [öykü, roman, deneme…] konuşurken, şiir üzerine de konuşulacak elbette. Ancak, şiir üzerine konuşmak bana her zaman “tehlikeli” gelmiştir. Her birini okyanusun içinde “görünür” bulursunuz da, şiir onlara göre çok daha az görünürdür. Belki şöyle demeli: köşeleri yoktur, suyun içinde, derinindedir ve elle tutmanız hiç de kolay değildir. Belki de “tüketiliyorken, okur tarafından yeniden üretiliyor olması” bundandır; fazlaca ele avuca gelen şey tükenir.

Turgut Uyar, Çıkmazın Güzelliği [**] yazısında, “Şiir çıkmazdadır. Bütün şiir yazanlara, edebiyat yazanlara hatırlatmak gerekir: şiir çıkmazdadır. Çünkü insan çıkmazdadır, sorunlar çıkmazdadır.” diyordu. Yazıda şunu da ekliyordu: … Ama bütün sorun bu çıkmazın bilincine varmakta. (…) Çünkü bu çıkmaz; bilince, bilgiye, uygunluğa, çağdaş şiire ve insana yeni bir imkândır.

Şiir yaşama “anlam” kattığı sürece sonu olmaz.

2-Dijitalleşme şiiri sanal üstün kıldı. Dijitalleşme şiirin kalitesini düşürüyor mu?

Dijital ortamda bazı şairlerin “sahte şiirleri” de dolaşır oldu biliyorsunuz. Okunduğunda, okura “evet, tam da o şairin edası var,” dedirten “şiirler” bunlar. Ayıklanmaya muhtaç bir ortam. Bu alana “denetimsiz- sınırsız” bir kapı aralığı var. Oradan içeriye girenin haddi hesabı yok. Ayıklayıcı okurdur yine de. Ortam, “kötünün” de “görünür” olmasına yol açıyor. Bunun başlı başına şiirin kalitesini düşürdüğünü zannetmiyorum. Okur ayıkladıkça birer ikişer kenara çekileceklerdir. İyi şiir varlığını sürdürür.

3-Yıl içinde okuduğunuz şiir kitapları hakkında görüşlerinizi yazar mısınız?

Bazı gazetelerin kitap eklerinde “2020’nin en iyileri” gibi başlıklar altında şiir kitapları ve öykü-roman kitaplarıyla ilgili yazılar okudum. Neye göre en iyi? Eleştiri işi yerli yerine oturmadığı için, bu “en iyiler” de genellikle “tanıdık” veya “eş-dost” üzerinden yürüyor. Okuduğum güzel şiirler oldu. İsim vermeden geçelim. Zaten bir kitapta 5-6 iyi şiir varsa, kitap da “var” demektir, o kadar yeter. Geçen yıl kötü geçti. Bütüncül bir değerlendirmeyi kendi okuyabildiklerim üzerinden yapmam, bazı haksız durumlar yaratabilir.

4-Şiir-öyküler epeyce çoğalmış görünüyor. Şiir öyküye kardeş mi? Öykücü şiir hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yazma biçimlerinin “kardeşliği” daha da arttı bence. Her biri çeşitlendiği hâlde. Öykü’ye bakalım: Dört- beş cümlede biten öyküler yazılıyor. Sadece uzunluk- kısalık açısından değil, dilin kullanımı açısından da kesiştikleri yerler olabilir. “Öykücü şiir” derken, “düzyazı şiir” diyorsun sanırım. Şiir, alt alta yazılmış imgeler yığını değilse, biz onu bir bütünlük içinde, şiirin günlük dili kırıp dilde yeni bir kanal açarak yürüdüğü ortama taşıyabiliyorsak biçimin bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

5- Neyin şiir, neyin şiir olmadığına dair hararetli tartışma olmasa da sığ ve imgesiz şiirler dolaşımda görünüyor. Okurun sıkıntısı var görüşündeyiz. Günümüz şiiri açmazda mı sizce?

İlk soruya verdiğim yanıtta Turgut Uyar’ın bir yazısından söz etmiştim. O “çıkmazı” işaret ediyordu. Bizi sarıp sarmalayan şeylere getirdiğimiz “tanımı” şiire getirebilseydik [ki, bir şey ile ilgili, günlük dile yaslanan bir tanım bile, günümüzde anlaşılır olmaktan uzağa düşü(rülü)yor bazen.] pek fazla “sorun” kalmazdı. Neyin şiir, neyin olmadığı konusunda kesin sınırlar da çizilebilirdi. Şiiri var eden şeylerin [imge vs.] şiirde nasıl, ne şekilde kullanıldığı, uyandırdığı çağrışımın gücü vs. gibi yine de “ölçerlerimiz” var elimizde. “Sığ ve imgesiz” tespiti varsa, sözü edilen şeyi ne kadar şiir sayacağız? Böyle örnekler yok mu? Var tabii. Ama bu örnekler bir “açmazı” mı işaret eder? Sanmıyorum. Ediyorsa bile, zaman ayıklayıcıdır.

6- Türkçe şiir mi, Türk şiiri mi konusundaki tartışmalarda siz hangi konumdasınız?

Bir süredir bu tartışılıyor. İki tarafın da yazıları denk gelirse okuyorum. Özdemir İnce “Türk şiiri” tanımlamasını uygun bulduğunu yazmıştı sanırım. “Türkçe şiir” diyenler de var, “Türkiye şiiri” diyenler de. Buradan bir “kutuplaşmaya” gidiliyor, çeşitli suçlamalara kadar varıyor iş! Herkesin bir “doğrusu” var! Ben ana dilim olan Türkçe yazmaya çalışıyorum. Evet, şiir olabildiyse bu “Türkçe şiir”dir. Keşke Kürtçe şiir yazacak kadar Kürtçeyi de bilseydim. Tatarca yazmayı da isterdim, Çerkez dilinde de. Tartışmaya girmem. Kimin ne dediğini anlıyorum.

7- İkibinli yılların şiiri, metafizik boyutların bütün kılıklarıyla geri dönüşü müdür?

Metafizik şiir, sonneler, quatrains (dörtlükler), görsel şiir gibi farklı biçimler alabiliyor. Bütün kılık-kıyafetiyle mi dönüyor? Bizleri nerelere kadar savurur. Giydirecek insan bulur mu? Sorular, sorular…

8 - Şiir folklorik bir gelecek midir?

Tabii hemen Cemal Süreya’nın yazısı geldi aklıma. Folkloru, “klişelere teslim olmak” olarak görüyordu. Şiirde folklorun varlığını, “şiirdeki inceliği” yakalamada “engel” gibi düşünüyordu. Bir “derinsizliğe” işaretti! Şiirin hareket alanını daralttığı düşüncesindeydi. Folklorun doğasının, “modern şiire pek de aykırı olmadığı- olmayacağı” savını ileri sürenler de var. Folklor olacaktır tabii, olmaktadır! Ama o bir mutlak gelecek midir?

9 - Şiir toplumun neresinde? Gerçekten şiir sokakta mı?

Bunu tersinden de sormalı: Toplum şiirin neresinde? Hangi dil yol gösteriyor bize? Toplum o dilin neresinde? Geleceksizlik, günün içinde tutar insanı. Günlük düşünmenin sığ iklimine hapseder. Çağımız insanı gündelikçi hâle getirilmiştir! Huzur orada denmiştir ona! Hem bu kolaycılıktır bir bakıma. Günün çok sonrasını görmek, sancılı, sıkıntılıdır; çemberini kırmalısın, o da birilerinin işine gelmeyebilir. Bunlarla birlikte düşünmeli.

10 - Toplumsal vitrinin görünüş ve eda gibi geleneksel parçalara ayrılmış olmasından şiir çekmişse ne çekmiştir?

Bu soruyu yeterince anlayamadım. Anlayabilen diğer arkadaşlara kulak verelim.

Selam ve saygılar.

Rahmi Emeç

[*] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-(file/1222

[**] Turgut Uyar, Dönem, kasım 1963