HER ŞEYİN SÖYLEŞİSİ : 2 /NAİLE DİRE


 BAHTİYAR KAYMAK
[email protected]

Bu haftaki söyleşimizin konuğu Naile Dire. Naile Dire Marmara Üniversitesi Edebiyat bölümünden mezun ve aynı bölümde yüksek lisans eğitimini sürdürmekte. Dire’nin İlk kitabı Türbülans, İthaki Yayınları’nın Poetik serisinden çıkan bir şiir kitabı. Bu vesileyle biz de Türbülans’ın şairiyle keyifli bir sohbet yaptık.

B. Kaymak : Kendi başına bir bölüm duygusu veren ‘Terör’ adlı şiirinin açılış dizeleriyle başlayayım sorularıma:

“ Eve gidip kendimi imha edeceğim

   Eve gidip annemin uykusu gibi”  (Sf. 49)

Türbülans’ı okuyup bitirdikten sonra şöyle bir cümle kurdum: “sancılı ( sarsıntılı ) bir geçiş eşiğinin kitabı. Geçiş eşiği diye soruyorum, geçiş eşiği mi?

Naile Dire: Elbette geçiş eşiği. Başka bir poetik tavra, yeni bir ses arzusuna; aynı kalmayıp değişen şiir algılarının hızıyla, benim kitabım da kendi serüvenimde bir geçiş eşiği olsun dilerim. Bu sıralar tek korkum kendimi yenileyememek, hep aynı tadı veren şiirler yazmak. Bu yüzden bana kalırsa her kitap bir geçiş eşiği olmalı, hatta her şiir!

“ vücudumu kilitleyen ve anahtarı gizleyen allahın adıyla

   nereye kadar dua edeceğim bilmiyorum”  Türbülans / Terör  (Sf.51)

Kutsal kitaplar ve diğer tutucu bütün şeylerden feyz alarak; kadını, kapısı hafif aralık, bir evin eşiğinde tutma fikri... Yani artık sence günümüz dünyasında olmayacak olanın hırçın boşunalığı değil mi? Bu anlayış ömrünü doldurmadı mı?

Neden olmayacak olan olsun ki? Sorunuzu doğru anladıysam eğer, ömrünü doldurmadı. Günümüz dünyasından değil, günümüz Türkiye’sinden bakıyorum mevzuya. Ve günümüzde kadın henüz özgürleşebilmiş değil. Bu öfkenin diri tutulması gerekiyor. Bu yüzden asla hırçın bir boşunalık olarak bakmıyorum. Benim cephemde hâlâ verilmesi gereken mücadeleler var. Bireysel olarak kendi hürlüğüne kavuşmuş onlarcası olabilir, benim aklım henüz hürleşemeyenlerde.

Olmayacak olanın boşunalığından kasıt, siyasal tutuculuğun ülkemiz özelinde siyasal islamın iflasıdır. Ömrünü, ülkemiz açısından söylersek gecikerek tamamlamıştır.

Kuşkusuz kadınların mücadelesi başladığı ve kaldığı yerden daha güçlü sürecek, sürmeli de.

Soruma yine Türbülas'tan alıntı yaparak başlayacağım:

“ ben üvey kızı tanrının, bunlar saçım

   bir mayın döşedim diplerine

   infilak etmek istiyorum” Dünyanın Çivisinde Oynaşıp Ölelim (Sf .14)

“ toprağa dönsem yeniden yaratılmaya

  tanrıdan küstahça şeyler istesem

  bedenimi organsız istemekle başlarım gilles “ Sıfır Meridyeni (Sf. 31)

Sessiz ve loş bir odaya ittirilip sindirilmeye karşı erotik bir görünüme bürünüp sözlerini sakınımsız olarak ortalık yerde söyleme ısrarı hakikaten çok etkileyici. Şiirlerinde kendini bu derdin, bu vakanın birinci kişisi olarak öne sürmenin sana yönelttiği yanlış anlamalar ve kasıtlar nelerdir? Şiirlerinin derdine samimi yol arkadaşları ( şairler ) bulabildin mi?

Bir keresinde şiirlerimin kadın bedenini metalaştırdığına dair bir eleştiri okumuştum. Bunun yanında şiirlerimin “erotik şiir” kategorisine girdiğini söyleyenler var, ben buna da inanmıyorum. En azından benim kurduğum şiir erotizm üzerinden ilerlemiyor. Şiir okumaya “alışkın” herkes benim ne demek istediğimi anlar. Şiir bu, içinde her şeyi aynı anda barındırabilir. Kategorize edilmek istemiyorum, bu tip şeyler insanın algısıyla oynuyor. Birkaç yakın arkadaşım var, sağ olsunlar her zaman okurlar yazdıklarımı. Bazen fikirlerimiz uyuşmuyor ama çok samimi şair arkadaşlarım olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Türbülans’ın solgun şiiri “Varisli Oda”. Sanki onu kitaba bir duygusallık sürüklemiş. Türbülans bir yapıntı kitap olarak tasarlanmamış. Ama hiç tartışma götürmez bir dert bütünlüğü var. Naile Türbülans’ın şiir dizilimini nasıl oluşturdu?

Açık konuşmak gerekirse şiirleri rastgele dizdim. Çünkü birbirinden çılgın şekillerde kopuk, ayrı ayrı şeyler söyleyen şiirler olmadığını biliyordum. Sadece ilk ve son şiirleri özellikle seçtim. Giriş için kendimce daha uygun olanı ve bitirişi de önemsediğim için. Varisli Oda’yı kitaptan çıkaracaktım ama editörüm sıcak bakmadı. Birkaç arkadaşımın en sevdiği şiir olsa da benim en sevdiklerim arasında değil. Duygusallık sürükledi de diyemem. Şiirde duyguyu severim ama duygusallık bana göre değil.

“ be hey ben saplanıştan türedim bir taşa

   gürültülü ve ateşliyim işte bundan

   yine de sana karşı sütyensizim

   sana karşı çözülmüş düğmelerim iliklerinden “ 

                                     Buzun Suya Dönerken Çıtırtısı Adım (Sf.39)

Bana göre ‘Buzun Suya Dönerken Çıtırtısı Adım’ adlı şiir Türbülans’ın zirvesi. Aynı zamanda bir derdin sönümlenişi ve erotik bir yükselişle yeni bir derde geçişi. Bu şiirde derdinin eşiğini geçtiğin kanısındayım. Benim yorumumu da yorumlayarak söz konusu şiirin Naile’deki anlamı nedir?

Buzun Suya Dönerken Çıtırtısı Adım şiirini bir coşkunlukla yazdım, diğerleri gibi sitem dolu olsun istemedim, bu kez başka bir atmosferde sürdürmek istedim diye çıktı bu şiir ortaya. Bu yüzden diğerlerinden daha başka bir rüzgârı var. Ama dert demek doğru mu bilmiyorum, en azından ben o şiiri bir dertle yazmadım. Kendimi daha serbest bıraktığımda ortaya çıktı. Edgar Allan Poe’nun şiirlerini okuduğum sırada yazdığımı hatırlıyorum. Esinlenmek değil de, bazen o an beslendiğiniz şeylerin önemi büyük olabiliyor.

Türbülans kitabında sıklıkla geçen kelimeler: Allah, tanrı, şeytan, günah, kız, kadın, erkek, din, baba, anne, saç. Bunlar senin hem varoluş hem de şiir derdinin anahtar temaları ve kelimeleri. Buradan başlayarak yeni kelimelere doğru bir dilsel dönüşüm. Şairin henüz yazmadığı şiirler için diyorum, yeni temalar üzerinde konumlanacak dilsel dönüşüm diyorum. Dönüşümü dönüşünü soruyorum.

    

Dönüşümü daha dönmedim. Şiirim henüz böyle bir evre geçirmedi. Tematik yazmasam da belli başlı yoğunlaştığım kelimeler ve problemler var. Problem aynı kalınca yazılan şey de aynı plağın dönmesi gibi olabiliyor ama benim amacım bu kelimeleri sürekli koşmak değildi. Amacım bazı noktaların üstüne parmak basmaktı. Bu yüzden sıklıkla kullandım o kelimeleri. Dilsel dönüşümüm için bir şey söylemekse çok erken. 

“ …benzinliyim

   sen bir kibrit bul ve tenime yont “ Rus Ruleti (Sf .47)

“  sesim ten ilahisi mırıldanınca sürükler

    Henüz işlenmemiş azılı bir günaha “ Ten İlahi (Sf .33)

Kendini bir şekilde göstermiş şairler şiir dosyasını basacak yayınevi bulamazken.  İlk şiir dosyan Türbülans’ın basılmadan önceki yolculuğu için neler söylersin. Derdinin eşiğini geçmiş ilk kitap, okuyuculardan sana, nasıl tepkilerle geri döndü

Günümüzde kitap çıkarmak hem zor hem kolay… Eğer sıkı bir yayınevinden kitabınız çıksın istiyorsanız bu süreç hem uzun hem de zorlayıcı olabiliyor. Parayla basan yayınevleri de var, o konuya hiç girmiyorum. Bazen de bu süreç tanıdıklarla ilerliyor, o da ayrı bir konu. Ancak ne olursa olsun yaptıklarınızla bir şekilde birilerine dokunabiliyor ve ulaşabiliyorsanız, önünüzde pek engel de olmuyor. Elbette ret cevabı da aldım bu süreçte, aklıma yatan bir yayınevi de bulamadım kimi zaman. Ama acele etmeden bekledim ve sonucunda güzel ve beni her açıdan ikna eden bir yayınevinden basıldı kitabım. En önemlisi aceleci olmamak bence. Okurlardan geri dönüşler beni gerçekten o kadar çok sevindiriyor ki… Çok güzel geri dönüşler aldım, alıyorum. Küçük bir çevrede sevildiğini görebiliyorum, bu da benim için gurur verici gerçekten.

Bir Günün Parçaları : Naile dire

Nasıl uyandığım önemli, bütün günümün iyi geçebilmesi buna bağlı. Sürdürebilmem buna bağlı. Aklımda neyle uyandığım önemli. Bu sabah aklımda Georg Trakl ve Paul Eluard’la uyandım. Demek günüm iyi geçer. Bazı Bazı aklımda korkuyla uyanırım. Korku şüpheye döner, şüphe kuruntuya. Böyle günlerde bütün günüm cehennemden bir parça gibi sürer. Ben her sabah aklımda kahvem için sabırsızlanarak uyanmalıyım. Sürdürebilmem buna bağlıymış gibi.

Takılanlar

Aklına takılan mevzu: Yüksek lisans tezim

Gözlerine takılan görüntü: Balkonumun önünde her sabah kuşların uçuşları

Kulaklarına takılan ses: Ve aynı kuşların çığlıkları

Diline takılan söz: “en sonunda kafayı yiyeceğim”

Ayaklarına takılan yer: Yat limanı

Ellerine takılan his: Yok

Burnuna takılan koku: Fazla koku almam, yok

Damağına takılan tat: Eti Kurabi (kakaolu)

Vücuduna takılan hareket (spor): Sadece yürüyüş

Varlığına takılan soru: Ne zaman bitecek?

Hafızana takılan kitap: Hulki Aktunç, Firak

Kendine Soru:

N.Dire’den : “Herkes şiirini değiştirirken en başta acemidir, korkaktır; bu süreç sancılıdır,” diyenler gerçekten sancını duyabiliyorlar mı yoksa Korkulu Ustalık’tan ezberlediklerini mi aktarıyorlar?

N.Dire’ye:  Emin değilim. Sürecin zor olduğunu herkes biliyor ama herkes şiirini değiştirmeyi başaramaz. Korkudan ziyade deli cesareti ve bir parça deha lazım, bu niye herkeste olsun. Şiir bizim konuştuklarımızdan bambaşka bir şey. Bazen tamamen yetenek deyip çıkmak istiyorum işin içinden.

Yeniden Yaz : Kitabında seni yeniden yazmaya esinlendirecek (yönlendirecek ) üç beş dizelik bir bölüm bulunur mu ?     

Baştan yazacağım dize ya da bölüm yok. Esinlendirecek şiirlerse her zaman var ama artık o esin perisi kendi sihriyle kendini kotarsın. Ben başka bir peri arıyorum!

Bizi insan yapan bu güzel hatıra için teşekkür ederim sevgili Naile Dire

Ben teşekkür ederim.

Benzer Yazılar