ADALETE DAİR


Adalet muktedirin değil, mağdurun, mazlumun yaratımıdır.

Bir arada yaşama başlamakla, siteleri yaratmakla birlikte ihtiyaç duyulmuştur varlığına.

İnsanın halleri ve mülkiyet, adalet kavramıyla tanıştırdı insanlığı.

Ben’den biz’e evirilen insanın mülk kavramıyla tanışması, sahiplenme ve paylaşma duygularının gelişimi, adalet arayışını geliştirdi.

Toplumsallaşma adalete ihtiyaç duyurdu ve adalet görece varlığıyla kendini; yokluğuyla insanı yaraladı.

İnsan nesli evrimleştikçe bir takım kavramları kuralları da geliştirdi. Bu durum, malum kavram ve kuralların yaşama geçirilişi anlamını doğurmadı. Bir vahanın varlığı bilinse de çölün her yeri hâlâ geçilmemiştir çünkü!

 

Tanrı adil değildir; tanrılar hiç değil…

Üstelik adaletten uzaklaştıkça yeni tanrılar yaratılmaktadır.

Tanrı bize aklımızı, yüreğimizi çalıştıralım diye bozuk bir saat vermiş olabilir. Biz bu bozuk saatle uğraşırken aklımızı, yüreğimizi, ahlâkımızı ve erdemimizi bozuyorsak, adalet yolunu daha da daraltıyor engellerle donatıyoruz demektir.

 

Adalet duygusu birey sınırlarına dâhil olmamışsa, toplumsal sınırlardan asla giremez.

 

Adalet, “güc”ün ayarladığı teraziye, doğru ayarı vermektir.

Güçsüzün gücüdür, güvencesidir adalet.

 

Tabi olmak, adalet kurumunu da tabi olunana dâhil etmektir. Adalet, özgür düşüncenin, özgür insanın omuzlarında saydamlığa, yansızlığa yükselir. Adalet düşüncesinin özgürleşmesi evrensel normların vicdanla taçlanmasıyla olasıdır.

Adaletin omuzlarında apolet, başında sarık, cebinde cüzdan olamaz. Çıkardan, yalandan aralaştıkça kendisi olur.

 

Adalet hemen her dünyevî hazdan beklentiden soyutlanmış, hakkı hukuku giyinmiş ama hâlâ çırılçıplak görünümlü bir güzel annedir. Sütü şefkattendir. Asla çekilmez. İyi çocuklarını emzirdiği memesinden kötü çocuklarını da emzirir.

 

Adalet dünyamızı genişletir. Aramıza giren ve rahat davranmamıza engel olan ne varsa aramızdan çekilir gerçek adaletin havasında.

Adaletin hüküm sürmediği dünyada hava omuzlarımıza yüktür. Ottan ormana, ormandan sulara, sulardan toprağa özgürlüğü kısıtlar, kanatır adalet yoksunluğu.

 

Yokluğu zulmün varlığı anlamı taşır. Muktedirin baskısının, çekincesiz, korkusuz artarak sürmesi anlamına gelir. Emeğin talanı anlamına gelir. Düşüncenin gelişiminin durdurulması, aklın tutulması, duygunun siyahî hal alması anlamına gelir yokluğu.

Varlığı kapılarımız açık uyumamız demektir. Duvarların kalkışı ya da duvarların saydamlaşması demektir. İçimizde kapalı bir şeyin kalmaması demektir. Sislerin kalkması, gözümüzün uzak erimli görebilmesi demektir.

 

Adalet, para evinde hamarat olsa da işini bitiremez; ama paranın kalktığı evde varsın tembel olsun, işi azdır! Adaletin tanımı bütün bir insanlığın eli içinde olarak bir’e indirildiği zaman, adaletsizlik en aza indirilmiş olacaktır. Adalet o zaman adalet demektir.         

(2 Ekim 2012)

Yazarın Tüm Yazıları

Benzer Yazılar