DİPTEN GELENLER; AYFER FERİHA NUJEN


Ayfer Feriha Nujen

 

 

BAHTİYAR KAYMAK
[email protected]

 

Son kitabı geçtiğimiz yılın kasım ayında “ ey arş, sıkıştır! “ adıyla klaros yayınlarından çıkan Ayfer Feriha Nujen’in düzyazı ve şiiri

 

 

Genel geçer günler üstüne…

 

Cennet ayaklarımızın altında ve biz bu dünyadan çıkanların göğe yükseldiğine, omuzlarımızda melekler taşıdığımıza inanıyoruz. Yükümüz çok ağır ve şizofren değiliz. Bizi bunca gözetleyen bir ilah varken, hâlâ zulmün ortağı olabiliyoruz. Tanrı’nın bir bildiği vardır elbet. Melekleri kuşlar gibi yaratsaydı, insanlar hepsini vururdu tek tek.

 

    Tahayyül bile edilemez, hayaller peşindeyiz. Ve gerçekte hiçbir şeyin farkında değiliz. Ben nesnelerle de iyi geçinebilirim… Nesneler insanlardan daha derin, daha dikkatli. Nasıl da sabit duruyorlar, icat edildikleri gibi. Siz durabilirsiniz, kıpırdayabilir bir saksı. Ve daha anlayışlı bütün anlayışsızlıklara karşı… Nesnenin de bir ruhu var. Akıllı olmak delilerin işi… Tıpkı bir kayıt cihazı gibi tüm nesneler farkında, haberdar çevrelerinden ve daha duyarlı bütün düşünceli hayvanlardan. "Ben insanım" derken, biraz daha düşünmeli evvelini insan. Ben de bazen yeni çiçeklenmiş bir ağaca bakıyorum… "Ne güzel dizmişsin bu yaprakları Tanrım!" diyorum. Böyle havalarda ben de tanrıyla konuşabiliyorum. "Şu evrende neyi nasıl yaptınsa, bana da öğret" diyorum. Ben bir gün… Yine geleceğim! Benim savunmam kalbimdir. İçinde korkuya yer yok. Olur ya, karşılaşırsak, aynen böyle diyeceğim… İsterse ebabilleri gagalarında taşlarla salabilir üstüme. "Ah!" demeyeceğim. Ben nefsini öldürenlerdenim. Herkesi kardeşim bilirim. Onu da dostum bileceğim. Üstelik ben zalimleri de taklit edebilirim. Öyle ki, onlarınkinden daha sahi öfkeler tasarlayabilirim. Onlarınkinden daha gerçek bir hayat yaşayabilirim. İçtenliği ve kimseye güvenmemeyi ben kargalardan öğrendim. Beş yaşındayım, avlusunda bir evin, bir dut ağacının altında kendi kendime konuşmaktayım.

                                                                    (Sayılı gün sonsuz aşk adlı romanımdan bir paraf.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

trajedi, ortak vatan!

emek verdim sana dünya

haram olsun! demem.

ben sana hiç inanmadım

sen de bana gönül bağlama

ölüm sessizlik gibi bir şeydir

dönerken verdiğin sözlerden

ne olur bu sessizliği bozma

bir gece uyanıp uykumdan

yattığımda sonsuz uykuma

ben bir daha unutmam

unutamam insan olmayı

unuttuğunu insanın

ölüm sonsuz bir şeydir bir ile başlar

insan unutandır utanmaz bundan

dişlerini ve bıçaklarını bilerken

insanın kan sıçratan unutkanlığını

ben bunu ölsem unutmam

şiir yazmakla güzel konuşmak aynı şey değil

haklı olmak değil nazik olmak isterim

birini öldürmek gerektiğinde bile

panik yok usta kasabımdır ben

eti kesmeye kendimden başlarım hep.

buralı olmadığımı biliyorum

insanın insandaki değerini

trajedi, ortak vatan!

insan doğması’nın bedeli.

 

Benzer Yazılar