Hicran Aslan Yazdı; -Her Hayat


            Derrida şiiri bir kirpiye benzetir.Kirpi kendine kapandığında kör olarak nitelendirir.Derrida'ya göre kazası olmayan,bir yara gibi açılmayan ,yaralamayan hiçbir şiir yoktur.Kendinden mahrum bırakılmış hayvan gibi kendini korur şiir. İnsan onu eline almak,onu öğrenip anlamak ister.Onu kendisi için ve yanında alıkoymak ister.

Ahmet'in şiirinde iyi okuyucuysanız kendini açan, hatta seninle bir manzara resminin içinde dolaşıyormuş gibi dolaşan,ürkütmeyen bir hava var.Ama iyi okuyucu değilseniz Derrida'nın da söylediği gibi içine kapanıp dikenlerini çıkaran bir şiir var.Bu şiirinin yara almamak için kendini koruma şekli .

            Beklenen alkış alan şiiri biliyor ve uzak duruyor bundan.Şiirle ilişkisi sahici.İmge bulmak, büyük cümleler kurmak, dillere dolaşacak sloganvari,aforizmik cümlelere hiç bulaşmadan,hayat karşısındaki izlenimlerini şiirle çiziyor.

Kitap "Gitmek" "unutmak"vazgeçmek"fiillerinin bir retrospektif sergisi gibi.Flashback'lerle gitmenin/unutmanın/vazgeçmenin imkansız anatomisini izlenimleyerek yazıyor.Burda yeni olan tüm bu anlatımdan sonra oturup çayını yudumlamaya devam eden Ahmet.

"evet,bu şiire kan bulaştırmayan bir öfke şart

evet,bu şiirebir hatıralıkbir cümle de şart:

vazgeçmediğimiz her yer bizimdir!"(her hayat sayfa 33)kısırdöngü içinde tekrarın bir ceza olduğunu unutmuyor,kendini ikna etmek için yüksek sesle konuşur gibi yazıyor, kasmıyor şiiri.

"hiyerarşik düzen ve ceza gürültü ile sabit

anlaşıldı.mesela bir ses

çünkü ses yukarıdan aşağıya bir ünlem

sesin suyuna rüzgar karışır gibi yağmur

başladı.bunca şey pencere pervazında

damla damla masal karışır nokta" (dar bir hal sayfa 49") yazmak,susmadan yürümez;yazmak,bir anlamda "ölü gibi sessiz" durmak,son sözün esirgendiği kişi olmaktır;yazmak,daha ilk elde son sözü başkasına sunmaktır."der ;Ronald Barthes. Bu kitap "sus"un ve "ses"in içindeki arı kovanlarını görmeyi başarmış bir kitap.

"bir adam ve bir kadın aşk aşk adımlarıyla kaldırımda

adamın bir eli kadının belinde

diğer eli cebinde kasıklarını kaşıyor

kadın her haliyle adamın kadını halinde

kendini taşımayı unutmuş gibi yürüyor bir de

kendinden vazgeçmiş kadar unutmuş

ben kadını severek tanrı olmuştum vaktinde
diyorum ki,tanrının yalnızlığı unutmadan kalmışlığıdır"(akışın gölgesinde sayfa 46) İzlenimcilik, modern resim sanatındaki ilk büyük devrimci harekettir. Monet dünyayı hep olası tuvalleri olarak gördü.Dünya'yı ve kendini izleyerek anlatıyor .Tamamen bir neoempresyonist şiir okudum ben.İzlenimlerinde kasılan, şikayetlenen yönler Her Hayat'ta daha soğukkanlı,kendine de yüksek sesle söylenen bir tona bürünmüş.

Benzer Yazılar