Saksıda Deniz-Ağzımda Sustu Şehrazat-Leyla Çağlı


Saksıda Deniz-Ağzımda Sustu Şehrazat-Leyla Çağlı

            "Her metin bir alıntılar mozaiği olarak oluşur ama o metne ruh veren nihayet bir tekil şahıstır"diyor Julia Kristeva; Leyla Çağlı'nın ilk kitabına yaptığı ikinci baskı Saksıda Deniz'i okurken tam olarak hissettiğim cümle bu oldu.Sular altında kalmış bir kültürel mirastan kotarınmış bir mozaik.Kullandığı motiflerin çokluğu/yelpazeyi geçmiş zamandan geniş zamana fırlatılıyor.Seslenme ünlemlerinden organlara, emir kiplerinden dinler ve mitlere,7.Cüce'den Kırkıncı mağaraya tüm ülkeyi kapsayan bir alıntılar mozağiyi.

            Bu alıntılara ruh verirken kitap boyunca Pan'ın Sevdiğinin bedeninden yaptığı yaptığı panflüt melodileri doldu kulağıma. Efsaneye göre Pan'ın âşık olduğu Syrinks tam Pan ona sarılacağı sırada saza dönüşür. Pan da üzülür ama bir yol bulur. Sazlardan yedi tanesini kesip balmumuyla yan yana yapıştırır, üfleyince ortalığa tatlı bir melodi yayılır.

Pan'ı resimleyenler onu bir ucube gibi çizseler de Leyla'nın kitabı boyunca dolaşan melodi iliklerindekileri, kalbindekileri melodiye giydiren genç bir kız çocuğu. Leyla'ya birleştirici güçler üflemiş.

gardiyanın şarabı,yargıcın şöleni

celladın ipi,odun,katran gibi

diğer tüm giderlerini ölümün

zamanın basamaklarındaki yarıkta

pis bir sırıtış gibi vurdun yüzüne

kutsal kitapların."büyü ve kadın sayfa.16-Saksıda Deniz"

            Çok çağrışımlı, entellektüel şık bir kadın şiiri okudum ben.Bu kadın şiiri tanımlamasını biraz açmak istiyorum. Kırılgan, naif, yakınan bir şiir değil ,ya da erkekleşmiş, nasırlaşmış yönleriyle şiire dokunan kadın değil,kadınlığın güçlü, üreten, çoğaltan tarafından beslenen bir kadın şiiri Leyla Çağlı'nın şiiri.

XIV.

sustuğun yerdesin...

ana yolların ,kalabalık ayracında

hiçkimsenin,bir kimse etmediği

hazıra konmuş dağ pişmanlığında

eteğinden döktüğün taşlar,

külhandı içinden küfredecek kadar

hatırlamaktan korktuğun sancılarına."Deniz ,atımı boğdum!sayfa 34-Saksıda Deniz"

            Biyolojik terimlerden, masal kahramanlarına bir insan hayatının mozayiğini Leyla yeniden düzenliyor.Güçlü bir dekolaj çalışması Saksıda Deniz.Ellerindeki heyecan dizelerine de yansımış .

hiçbir cümlede,

"çünkü"den sonrasını okumuyorum

bütün cinayeterde paravan hep "çünkü"dür."Buzlu Cam sayfa 46-Saksıda Deniz"

            Kötülük,boşvermişlik,insanları esgeçmenin bütün ara kapılarını kapatan bir kararlılık.Evet,kötülüğün "çünkü"sü yoktur.O gerekçelere kalbinde yer vermek ortaklaşmaktır.

II

üzgünüm diyorsun ya

ne içimde ne dışımda

bir yer bulamıyor sözcüklerin "nasıl kapanır açık bir parantez kendi kendine sayfa 54 Ağzımda Sustu Şehrazat "

            Doğrusu ben ikinci şiir kitabı Ağzımda Sustu Şehrazat'a değinmeden bu yazıyı bitirmek istemiyorum.Çünkü Saksıda Deniz kitabındaki kalabalık, çokluk, güçlü mozaik ikinci kitabında Leyla'nın elleriyle daha uyumlu bir hale geliyor.Malzemeyle şair daha çok bütünleşiyor.Ellerindeki heyecandan keyif almayı da becermiş bir şiire ulaşmış Leyla.Biraz daha ait hissetmiş çünkü ben den çok bize dayalı dizelerle yol alıyor.

işte bitiyoruz.bitiyoruz,nakarakların uzayıp gittiği

marşlarla.Marş!Marş!''burası dünya"

bir hoşluk için gelmiş de olabilirdi

bir hoşluğu doldurmak içinde

şimdiden özlüyor o karanlık evini

idareli kullanmalı fakat çamışır iplerini "dönüş-sayfa 65-Ağzımda Sustu Şehrazat" 

            Olgunlaşmış, yüz çizgileri oturmuş, güçlü, hardal renkli çok güzel bir hüzün oturmuş şiirlerine.Yaşamışlıkların aurası daha görünür olmuş.Kadının en güzel yaşı Ağzımda Sustu Şehrazat.