Ariadne İpi-Bedenimde Dövdüler Azizeyi-Deniz dengiz


            Ariadne İpi tam bir amnestik sendrom kitabı.Amnestik sendrom yaşayanlar yeni bilgi öğrenmede ve bellek oluşturmakta sıkıntı yaşarlar.Diğer bölüm isimleri de bu sendromun akut dönemlerinin birer nişanesi gibi."Canavarı öldürmek için gireceği labirentten sağ çıkabilmesi için ariadne ona bir ip verir. İp sabit bir yere bağlanır, çıkış bulunamadığında, başlangıç noktasına dönülür." Bu mitolojik öyküde aslında çıkışı bulsan da kurtuluş diye bir sonun olmadığı, tekrarın cehenneminden dışırı çıkmanın kaybolmaya yeni bir labirent olduğu resmi var kitapta.Beynimizin labirentleri değil bunlar.Öğretilirken bizden budanan tüm özgünlüklerin birer labirent blokları gibi iç bize seslenmesinin oluşturduğu sayıklamalar.

Hastalık- amnezi-varoluş- delilik- bilinç- gece- yabancı-taş...

            Nietzche"Bir uçurumun içine baktığınızda,uçurumda sizin içinize bakar." der.Ariadne İpi nihilist metin.Nihilist metni bu kadar güzel alıntılamalarla miks etmek Deniz Dengiz'in başarısı.Kitap sekiz bölümden oluşuyor.Her bölüm farklı bir alıntıyla isimlendirilmiş.1.Hastalık ""gidenler bizim yağmurlarımızdır"Bahtiyar Kaymak/

2.amnezi/"-ay,neden ordasın/-burda değilim asla."Mehmet Taner .

3.varoluş"terk ettiğim masalda lamba oldum"Hicran Aslan  

4.delilik /"saf acı saf sabır saf söz..".Kemal Varol

5.bilinç bütün suyunu dışarı terleyen/kuru ota döndürdün beni-Birhan Keskin

6.gece/gün bitti,elindeki güller de soldu/anımsanacak ne kaldı bugünden/paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak/belki bir türkü söyleriz geceye karşı/saçlarını tarazlayan bir şafak olur-Ahmet Telli

7.yabancı/saçları uzuyor yalanımın-Metin Kaygalak 

8.taş ayna/hayat ,o ağır yele/uçuşuyor/yıldızların sönmüş nefeslerinde/yaşlı bir at ölüyor/seğiren karlar üstünde-Ayten Mutlu

            Artık var mı, yok mu kendisinin de bilmediği bir sayıklama.Bütün anlam ögelerinin gücünü alıntılardan alarak, günlük iç döküş cümlelerinin basitliğine çok iyi birleştirmeler yapmış.Aslında her kelime, alıntı, hem yerini yadırgıyor; bu metinde ne işim var diyecek kadar şaşkın. Hem bu ruh hali ya da halsizliği ancak bu alıntıyla sirkelenip kendisi olabilirdi dedirtiyor..

Benim istediğim gerçeğin ve aklın ötesine geçmekti "diyor birinci bölümde kitabı tek kelimeyle özetleyen bir cümle bu. Sadece gerçeğin ve aklın değil; statik anlatımcılığın, sıkıcılığın ötesinede geçiyor.Söz bir reçine gibi kitabın yapısına sıvamış.Bir çeşit ara harç gibi.Bilinç akışını başka alıntılarla sürdürmek zor olsa da kitapta sırıtan hiçbir bağlantı yok.

            Baştan sona kafkaesk bir atmosfer hakim kitaba.Bindokuzyüzlerde yazılmış bir kitap gibi aşka hem teslimiyet hem eylemsizlik var.Acının ve yanlızlığın bütün fiil çekimleri ama Deniz'in ustalığı onu günümüze taşıma becerisi.Alıntılara hem yeni bir yorum getiriyor,hem kitabı "genç werter'in acıları" arabeskliğinden ve atmosferinden kurtarıyor.

            Yazıyı Deniz Dengiz'in "Bedenimde Dövdüler Azize'yi" ilk kitabına kısa da olsa değinmeden bitirmek istemiyorum.Çünkü çok beğendiğim bir şiir kitabı.Ben Azize'den ne istiyordum diye başlıyor kitap.Buna bir de herkesin içinde dövülen azize kimdir?sorusunu eklemek istiyorum ben.Aşk kadın, kişi özelinde yaşandığı dönemin bütün fotoğrafıyla bize resmediyor.Ne yapılırsa yapılsın bitecek bir ilişkinin karşısında yaşanan çaresizlik."Seninle dünyalı oluyorum"diyor şair onu yabancılığın girdabından kurtaran pusula oluyor Azize.Beklenmedik kelime oyunları,şaşırtan dizeler,inceden bir karamizah ve kaos.

            Şiddet ,cinsellik ve özel efekt çağında simgeci imajlar bizi kemirirken,genetik kodlarımızdaki leş kargalarına inat

azize'yi tutkulu bir orgazmla bilincinde öldürmek için şiirde bir nekroloji denemesine gidiyor Şair.

            Ölüme postmoders bir dokunuşla bağlılığını sunuyor Deniz Dengiz.