Nurhayat Teke-Düşlem Elçisi


            Düşlem elçisi kısa şiirlerden ve her şiire bir ders, bir giriş veya açıklama şeklinde cümlelerden oluşuyor. Şiirler yorucu değil. Çağrışım zenginliği yaratmak için kendini paralamayan sade ve kısa yalıtılmış sözcüklerden oluşmuş lirik bir kitap. Hayatını ellerinin içine alabilmiş hayatla arasına hem bir mesafe hem bir konfor koyabilmiş bir kadın şair elinden çıkmış .Dolayısıyla ağrının o melodram yapısı yok şiirlerde. Rutini ve yalnızlığı aralayan cümlelerle kendi bedenine ve kadınlığına hayat algısına ışık tutacak şiirler yazıyor Nurhayat Teke. Şiir başlarına kurulan cümleler aynı zamanda kendini ikna ve motive etme, yüksek sesle kendini ifade etme, akıl danışma- akıl verme şeklinde kişinin kendisiyle ve hayatla muhakemeleriyle özetleniyor. Akıcı ve ritmik şiirlere yer veriliyor kitapta.

"raks

ilikliyorum etimi kemiğime

ayaklarım çıplak

başımda kar taneleri raks ediyor

yuttum ağzıma gelen düşlerimi

öptüm dilimle dudağımı öpen kar tanelerini"(sayfa 39)

            Doğaya özellikle gökyüzüne ve maviye olan özlemi tutkusu ve mücadelesi özgürlüğünü yakalamaya ve duyumsadıklarının bırakmamaya kararlı bir kadın resmi çiziyor.

"nü

rüyamda nasıl bir ihtilal

şiir olup akıyorsun kalemimden bayım

tam da ruhumun üşüdüğü bu mevsimde

sana çırılçıplağım"(sayfa 82)

            Aynı zamanda cesur, duygularını ötelemeyen, göz ardı etmeyen hayata tutunmayı kadınlığından ödün vererek "erkekleşerek" değil kadınlığın damarlarından besleyerek gerçekleştiriyor.

"avuç

düşlem elçisi geldi

rüyaya uyandım

sıkıca tutuyorum ellerimi avuçlarımın içinde

ellerimin çatlağından dağılıp giden

karanlık rengi saçlarımla

kendimi yeniden icat ediyorum"(sayfa 78)

            Genel anlamda dizgide ve sıralamda bir uyum var. Şiirler birbirini bütünlüyor. Birbirinin devamı gibi, sonu da bir virgülle geliyor, hayat akıp giderken nokta koymayı yakıştırmıyor sanki şiirine.

Benzer Yazılar