Nisa Leyla-Hayal Divan


            Kitap hayallerin nağmelerini dinlerken vecde gelip kendinden geçerek, dönen semâzenin elinden çıkmış sanki. Semâ işitmek demektir. Nağmeleri dinlerken vecde gelip hareket etmek, kendinden geçip dönmektir.

Sözcüklerle zikir ederken kendilerine özgü bir akış oluşturmuş.  Nisa Leyla üzerindeki tennureyle şiire döndükçe fazlalıklarından arınmış. Hakikat kapısına ermiş. Bize de ney sesi eşliğinde bu muazzam döndüyü izlemek kalıyor.

            -2017 yılında Enver Gökçe Şiir ödülünü almış bu kitaba değinileri derinleştirmeden Enver Gökçe'ye birkaç cümleyle selam durmak istiyorum. Hayatta neye boyun eğilmeyeceği, neye karşı direniş gösterilip saf tutulacağının netliğiyle yaşamıştır. Bu sorumluluğun getirdiği bilinç ve halka olan o derin algı ve sevgisidir onun şiiri. Enver Gökçe’nin kendi ağzından ve onun cümleleriyle söylemek gerekirse: ”Devrimci körü körüne bir halk hayranlığına dalkavukçuluğuna, kuyrukçuluğuna, kapılmamalı, ne de onlara tepeden bakmalıdır. ”Halkı kavrayışındaki yücelik, evet! yüreğini nelerle doldurduğun önemlidir. Nelere dur deyip, neleri sindirdiğin ve sindiremediklerin karşısında dimdik durup bilinçle mücadeleden vazgeçmemek önemlidir. -

            Hayalin ete kemiğe bürünmüş halinden soyut haline her durumunu kavramak için gündelik yaşamdan arınmış adeta. Hayallerin soyunduğudur/hayallerin köpekleşmesidir/hayallerin kırıldığıdır/hayallerin sakinleşmesidir/hayallerin yokluğudur/hayallerin döngüsüdür/hayallerin yalnızlığıdır/hayallerin s'onsuzluğudur, bölümlerinden oluşuyor kitap. İlk işitmek eylemine geçince soyunan- soyunmaya direnen, kırılan- sakinleşen, yokluğa yaklaşan tüm bu kavramların döngüsünde kaybolan, yalnızlaşan ve s'onsuzlaşan bir şiir.

boşluğa açıldım ve sustum

bilmez miydim

kurutmayı yeri göğü

ağaçları yapraksız

yıldırımı ışıksız bırakmayı

değerleri soyundum aşk giyindim

bu saatten sonra beden değil

ruh doysun:aşka çözülsün

bu şiir meşk, gerçeğim hayallerin! (Hayallerin Soyunduğudur VIII Sayfa 19)  

            Az sözcükle çalışırken çok şey anlatma kaygısıyla girdaplar oluşturmamış. Anlaşılmaz, kafası karışık cümlelerin tuzağına düşmemiş. Olabildiğine az ve sade sözcükle sûretler âleminden Şiir_i Kamile doğru bir yolculuğa çıkmış ve okuru da işitmeye; hayatı ve hayali anlamak için zikire dikkat kesilmeye çağırmış. Zikri içeren bütün o karmaşaya kalemiyle hakim olmayı başarmış.

hitler'dim gömdüm yahudilerimi

vietnam'da öldürdüm yerlileri

gazze'de emzikli bebeleri

amerikalılaştım

hep öldürdüm yine öldürürüm

insanım ayaktayım

özgürlük türküsü aydınlığım

umut'tan beri hayattayım (Barış şiiri, sayfa 41)

            Beden ve ruh atlaslaşıyor ve yerküreyi kaplayarak anlamanın umutla kardeşliğine varıyor.Yatay ,dikeylik sevmeyen toprakla beslenen şiirler.Bu dönerken küle dönüşme içinde bülbülün kalbini dayadığı diken,güle sığınan diken,insanın yorgunluğuna dolanan diken yaşadığını duyumsatıyor.

"şiir duygusu"yetiştiriyorum

ne zaman oluşur dünya

bilir o

akça ağacı,ateşi ışığa

simgeyi aşka çeviriyor (Şiir Duygusu,Sayfa 78)

            Var'la Yok arası o çizgi.döndükçe dönüşen Yok'a yaklaşan,yaklaştıkça ateşi yüzünde hisseden bir pervane gülümsemesi.

Benzer Yazılar