Lacan'ın bilmeceler, simgeler dünyasından kıyıma vurmuş parçalardan bir üçgen yaptım. İsteyen bir eleman daha bulup bu üçgeni kareye ya da beşgene çevirebilir.

ÜÇGEN

Zizek mi? Kimse yalnız kalamaz. Sevişirken bile yanınızda sembolik düzeyde de olsa biri var. Belki bir arkadaşınız belki de anneniz.

 'Annem böyle güzel bir partnerle çıktığımı görse ne derdi acaba?'

Bir iş yaparken ya da bir şeye bakarken birinin bakışı var bakışınızın arkasında. Bir şeyi; mesela yalnızlığı yaşantılamak için bile ona ihtiyacımız var,.Bunun farkına vardığımızda sahnede üç eleman; ben öteki ve ayna! Ben kim, aynadaki kim, öteki ne?

Öteki ya da insanlar da kaplan yiyebilir ya da sıfır noktası..

Diyebilirim ki bu ötekinin ne’liğini belirleyen geniş çevre değil.  Bu belki de bir “anne” ya da babanın size ya da kendisine olan uzaklığından kalma bir imge.

İnsanlık Mars'a yerleşecek kadar ilerlese bile bizi bazen ilkel durumlarda bırakabilecek bu tür imgeler var.
Zihnin arka bahçesinde kurulmuş bir çadır. İçinde hepsi düğmeli çocukluk elbiseleriniz ve yanlarında bir kaplan uyuyordur. Zihin çadırı gösterir uzaktan. Orada bir çadır ve içinde yaşantılamadığınız, size ait bir şeyler olduğunu bilirsiniz.

Nadiren, kendinizin içinde yeni bir kişi çıkartabileceğiniz ya da bir şeyi daha iyi yapabileceğinize olan inancınız o çadırın varlığını bilmenizle ilgilidir.

Yakın ya da uzak gelecekte olacak, olmakta oluşunuzun başında duruyordur kaplan.

Bu bilgiden kaçmak sizi imajın çöl ortasındaki kayığına bindirir. O kayık bir an sonra devrilir ve siz altında kalırsınız.

Bencesi bu bilgiye sarılıp ve çadıra gidilemese bile durmak! Durdukça vardığınız yere yabancılaşacak ve bir an en ilkel durumlarda kalacaksınız. Yani sıfırlanacaksınız.

Kaplan, siz geçmişinizden ve andaki gelecek tasarılarınızdan soyutlanınca  zihnin sizi yaklaştırmadığı o çadırdan çıkacaktır.
Ayakta kalanın ayağına deniz gelecek.
Kim bir kayıkta, denizin ortasında sevişmek istemez ki?

Ayna
Ayna sizi değil, ötekiyi gösterir. Aynada aradığınız ve kısmen bulduğunuz siz değil, sizden çıkmış, size dönmüş ötekidir. Ötekinin yokluğu; boşluktur! 

Boşlukta yüzen şiirler görüyorum.
Şimdi hangi şair boşlukla sıfır arasında esen rüzgarın rengini tarif edecektir?

Ben

Şiire oturuken ötekinize dikkat edin.
Aynanızı iyice silin. Olmadı, bazen bu üç elemanın yerini değiştirin.
Beni de unutun.