Elif Sofya-Hayhuy Hazır ol! durumlarına isyan


Elif Sofya-Hayhuy
Hazır ol! durumlarına isyan

    “Gerçeğe mümkün olduğu kadar yakınlaşmak istiyorum. Bu yüzden her şeyi soyutluyorum böylece objelerin temellerine ulaşıyorum.” – diyen Piet Modrian'ın ilkel renkler ve basit geometrik biçimler arasındaki ilişkileri dik açı ile üç ilkel renk (mavi, sarı, kırmızı) ve renk sayılmayan siyah, beyaz, griyle araştıran akımı neoplastisizm rasyonalizmin biçim anlayışını da belirlemiştir.Elif Sofya'nın şiirlerini okurken kafamda hep Mondirian'ın soyut tabloları dolaşıp durdu.Bu yüzden Elif Sofya'nın şiiri neoplastik,rasyonel bir şiirdir diyorum.
    Beşikten ölüme mezarsızlık ,dünyaya yerleşmemek, konar göçerlik, bilmenin görmenin ve gözünü kapatamamnın verdiği sertlik ,donanımın verdiği mesafelilik Elif Sofya şiirinin yapıtaşları.
Doğanın ve toprağın bilmediği sınır-millet -bayrak kavramlarının kirlettiği algımızı doğayla yıkamak.Modernitenin ateşinde yanmış bir insan ilkele ne kadar yaklaşabilir?Devleşen devlet,şiddetin pornografisi...Olanlarla arasına buzdan duvarlar örmüş sanki şair.Yuvarlak hiçbir form yok şiirinde, dik keskin ve mesafeli bir dil.Bir buzlu camın ardında hayal meyal seçebiliyoruz şairi.Büyük, ağdalı,ağlak ,sızlanan bir anlatı yerine minör, kısa -net ve kararlı sözcüklerle.Kendi doğrusundan emin.Uçucu değil, buz katılığında şiirin atmosferi.Bu soğuk; üşüten hasta eden bir soğuk değil ateş gibi, jilet gibi yakan kesen bir soğuk.Bu kargaşaya dahil olamayan kaçan yabancılaşan,geçmişin anıların sanrılarıyla değil güncelin,dünyanın her anlamda geldiği yerin farkındalığıyla yazıyor.Soğuk ve iyi eğitilmiş bir dil buz olup yakıyor beklenmedik bir şekilde ellerinizi.Kişisel histerisini zamandan tarihten coğrafyadan alan duygu, şiirin sözcüklerinde değil yazılanların duyumsattığı boşlukta alev alev yanıyor.Dünyaya olup bitenlere inanılmaz gözlerle bakan, dahil olamayan ve kopamayan.Korkunun kokusuyla deliklerine çekilen dildeki sentetik tını; burası Alice'in distopyası.

Kör noktalarına inanıyorum coğrafyanın
İnsan gözünden uzakta kalanların
Yaşama şansı olduğuna kalıbımı basıyorum.(yaşama şansı-sayfa 85)

    Kocaman bir göze dönüşnüş dünyanın bakışlarından kaçmanın ve umudun yolu kör noktalar.Çünkü; gözlerden kurtarabilirsek kendimizi, içimizdeki çocuk büyümez.Hayret etme ve değiştirebilme ihtimali de son bulmaz.

Ben size hayretten çok uzak
bir bakış edineli
Gördüğümden beri içinzdeki
sahte cevheri,müsamereyi
Çok uzun yolların kimliksiz birisiyim
Üç yeşil kurbağa ile
zıplıyorum sularda (üç yeşil kurbağa-sayfa 57)
    Taylor Gatto; "Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı" isimli kitabında “kesintisiz ve derin bir uyku gibi kesintisiz uyanıklık zamanı da aynı derecede önemlidir.”der. Dikkatlerin bölündüğü, yoğunlaşma yeteneklerinin baltalandığı ve psikolojinin altüst edildiği ,kreşlerler anasınıfları derken,üniversiteye yerleşinceye kadar uzatılan bir çocukluk sürecinden bahseder.Genç yaşlarda dünyayı değiştirmeye soyunan gençlerin yerini bir işe yerleşmek için ömrünü yarılayan hedefine kilitlenen bireyler yetiştirildiğinden,gittikçe bir takım psikolojik anket ve testlerin kişinin kişiliğini damgaladığından da bahseder aynı kitapta Gatto. Yaşını başını almış koca çocuklara döndürdü bizi hayat. Sınavlara, işimize, geçinmemize yetecek kadar beceri yeterli bize. Zil sesleri, sürekli uyarılma hali kişinin kendine varmasına; hayallerin esnekliğinde uzayıp esnemesine izin vermez.Ki alkış alanların sahip olduklarına ulaşmak olsun tek haz ve hedeflerimiz.Tüm bu hazır ol!durumlarına göndermelerle ilerliyor kitap.


Sırtımda kör bir atla upuzun bozkıra
Sesimde ateşten kopan en kızıl çığlık
Yayılarak havaya durdursa beni
Kendimden korkmanın hazzıyla yavaş
Gök yavaş hayvan terli su sıcak
Bu sanki buharların arasında kaybolmak(bıçak-sayfa 39)

    "Yalnızlıktan daha büyük dünya görüşü olur mu?"diyor Şeref Bilsel son kitabı "Şiire Giriş Dersleri"nde.Bu kitap yalnızlığın bir dünya görüşüne dönüştüğü şiirin kitabı.Anarşist ve nihilist vurguları var.İnsanı kendiyle başbaşa kalmaya korkar hale getiren bu sistemde ,yalnızlığa korkmadan, kalabalıklara meydan okuyarak dalmak zaten bir anaşist eylem değil midir?