İnsansız Şiire Bir İtiraz


2021 Kemal Özer Şiir Ödülü Töreni’ndeki Konferans Konuşmasının Tam Metni

 

Yer: İzmir Karşıyaka Belediyesi Çarşı Kültür Merkezi

Tarih: 18 Aralık 2021 Cumartesi

Saat: 14:00 - 16:00

 

Bir şairin poetikasının doğru değerlendirilmesi için öncelikle nasıl bir ‘şiir tanımı’ üzerinden hareket edildiğinin belirlenmesi gerekir. Ezra Pound’un 1913 yılında yayımlanan “Bir Metro İstasyonunda” adlı iki dizelik şiirinde kristalize olan İmajizm (İmgecilik veya İmgeci şiir) modernist poetikanın temelidir. Bununla birlikte, yirminci yüzyılın başında gelişen modernist poetikanın yirminci yüzyılın sonu ile yirmi birinci yüzyılın başında İmgeci şiirin dar kalıplarına sığmadığı aşikârdır. Dar anlamda bir ‘şiir tanımı’dır bu. Kurucusu olan Ezra Pound’un bile başyapıtı Kantolar’da terk ettiği İmajizm akımı ülkemizde özellikle İkinci Yeni olarak adlandırılan şiir hareketi ile 1950’lerde karşılık bulmaya başlamıştır. Kelime planında plastik sanatlardaki soyut anlayışın hâkim olduğu İmajizm giderek insanı ıskalayan bir perspektif kazanır.

 

 1950’lerle birlikte tartışılan tezlerden Tarihin Sonu, İdeolojinin Sonu, Sanatın Sonu, Şiirin Sonu ve İnsanın Sonu trajik bir varoluş sorunsalı yaratır. Sartre ve Foucault kavgası da varoluşçuluk ile yapısalcılık ve postyapısalcılık arasındaki ikilemleri ve gerilimi ortaya çıkarmıştır. Foucault, Kelimeler ve Şeyler adlı kitabını Sartre ile olan kavgasının bir parçası olarak kaleme almıştır. Metni dış dünyadan, tarihsellikten ve hattâ yazarından bile izole ederek merkeze alan yapısalcı poetika, tarihi ‘bugün burada’ olan okur nezdinde tek boyutlu bir şimdiki zamana indirger. Postyapısalcılık ve yapısökümcülük ekolünün önde gelen ismi, Cezayir asıllı Fransız filozof ve filolog Jacques Derrida’nın “il n’y a pas de hors-texte” önermesinin entelektüel kolonyalizm karşıtı görüşleri ile tanınan, Karşılaştırmalı Edebiyat ve Cemiyet Enstitüsü kurucu üyesi ve Columbia Üniversitesi profesörü, Hint asıllı edebiyat eleştirmeni ve Derrida çevirmeni Gayatri Chakravorty Spivak tarafından Fransızcadan İngilizceye tercümesi ile yaygınlaşan tesiri aslında ‘Haricî-metin diye bir şey yoktur’ veya ‘Metin-dışı diye bir şey yoktur’ [‘There is no outside-text’] ifadesinin ‘Metnin haricinde bir şey yoktur’ veya ‘Metnin dışında bir şey yoktur’ [‘There is nothing outside the text’] şeklinde aradaki tire işareti atlanarak yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. ‘Metin’ yerine ‘Şiir’ sözcüğünü kullanırsak o zaman esasen ‘Şiir dışı diye bir şey yoktur’ [Yani şiire her şey girebilir, şiirin dışında kalan bir dünya yoktur] yerine önermenin ‘Şiirin dışında bir şey yoktur’ yorumuyla nasıl yanlış anlaşıldığını daha iyi görürüz.

 

 Bu sayede insansız sanat, insansız şiiri doğurur. Gül Yordamı adlı ilk şiir kitabı ile İkinci Yeni şiir hareketi içerisinde yer alan Kemal Özer'in itirazı tam da bu noktada devreye girer. İmgeci şiirin dar kalıplarını kırarak geniş bir ‘şiir tanımı’ getiren Kemal Özer poetikası Sınırlamıyor Beni Sevda ile de İkinci Yeni’nin Sevda Sözleri ile özdeşleşen ve günümüzde erotizm üzerine kurulu libidinal şiirin sözde apolitik fakat aslında ideolojik ve liberal poetikasına da bir reddiyedir. Büyük İnsanlığın Evrensel Varoluş Sorunu’nu geniş tanımlı bir şiir anlayışı ve perspektifi içerisine yerleştiren Kemal Özer, yapısalcı ve postyapısalcı poetikanın metni kutsallaştırırken insanı ıskalayan yaklaşımına karşı Neruda’nın Evrensel Şarkı’sını Nâzım Hikmet gibi dünya şairleri ile birlikte hep bir ağızdan söyler. Bu ortak poetik kültürel miras, günümüz şiirini geleceğe taşıyacak ve insanı her şeyin üstünde tutacak tek gerçek ‘şiir tanımı’dır.

Benzer Yazılar