Çünkü Beklemek Çürütür Ölü Geyikler İçin Eleji-Ayfer Karakaş


 

            Nisan -2019 Klaros Yayınları imzalı kitap Ayfer Karakaş'ın ilk şiir kitabı. Kemal Özer Juri Özel Ödülünü almış bu kitapta; ateşi çalıp insanlığa veren Prometeus'un ayak bileğine o sonsuz cezanın nişanesi gibi vurulan zincir halkası parlıyor. Ayfer Karakaş'ın bütün şiirlerinde pasını,  tekrarını ve cezasını sayıklıyor. Öyle ki o günden günümüze bütün halkalar işretlenmiş, sayımı yapılmış bir hayvan sürüsünü anıştırır. Halka damgalanmaktır. Aynı mitolojinin uzantısı olan Pandora artık bir hanımdır ve kutusundaki kötülükler bile eskidir, yıpranmış ve çürümüştür. Çünkü beklemek çürütür. Ayfer Karakaş'ın şiiri beklemenin şiiridir. Çocukluğa yaşatılanları bir sirke benzetiyor. Şiirin içinde iç konuşmalar ve sorularla yer açıyor nefes almak için. Sorular ve savruluşlar içindeki hengamede dönüşen, kuruyan, kanayan benliğini iyileştirmeye çalışıyor.

 

ürkütmekten geliyorum aynadaki kervanı

kervan dağılmış sürü

değiyor bıçak kemiğe

koşuyorum bir korkak süvariyi

dönmek istiyorum usul

batından önceki hiçliğe  (batından önceki hiçlik sayfa:23)

            Çok geniş bir kelime yelpazesi var, sözcükleri sakınmadan beklenmedik kullanabiliyor. Bu kullanma biçimi kimi yerlerde çok sertleşiyor. Şiir malzemesini hırpalamaya varıyor. Kaygı bozukluğu gibi şiirler lirik, protest, arabesk iç içe. Vicdan, kaybolan değerler ve tüm bunlara karşı elikolu bağlı olmak.

 

bir ağaç yaslanıyor sırtıma

bir kuru gül tutuyor elimi

sonra mürekkebim okşuyor dilimi

uzun yürüyüşler keçi sürüleri yoldaş

akşam sarhoş iniyor sokağıma

hırıltılı birşeyler söylüyor (bir ağacın yaslanıyor sırtına sayfa: 47)

 

            "Her şey geçene kadar uyumalıyım."  diyor. Nesnelerin ve insanların kendine uyguladığı zulüm bitene kadar uyumak isteyen ürkek bir kız çocuğu. Her şey onun gözüyle anlaşılmaz ve bilinmezliğin korku elementlerini taşıyor. Bütün ötekiler aslında kendisidir. Çünkü bu anlam  verememişlik içinde parçalanmıştır.

            Eleji formunu teknik olarak kullanmasa da Ayfer Karakaş'ın yas tutma biçimi yerli kabileleri, Emir Kusturica'nın film setlerini andırıyor. Sakso, hippi bir cümleyi mitolojik bir ögeyle çarpıştırabiliyor. Şiir isimleri çok değişik ve çok kalabalık. Attığı Bumerangı Bekleyen Tanrı, Başlığına Engizisyon Kurulan Şiir, Aç Irmakların Zamana Başkaldırısı...

 

yaşayış ,bir denence seçilmişliği

çoktan hazır bir ok,

sanki yırtık

fark edilmiyor ölüsü dirisi

fırtına ihtimalinde ilk feragat

hayatın umurunun tınak ucuyum (uyku ucu sayfa: 56)

Kitap kapağına yazdığım yazıyı da buraya eklemek isityorum.

            Şairin pür yoksul alnıyla yaslandığı omuzlar öylesine akrobatik deliklerle doludur ki lanet bir aynaya benzittiği gözleriyle; klişelere, güçlü olmayı öğütleyip eleştirdiğine dönüşen tüm oluşlara yüreklice karşı çıkıyor. Şiire ve aşka ihbar ediyor nefretini.

            Alışık olmadığımız biçimde cesur ve kuralsız şiirinde felsefi ceninlere, iktidarın tüm yüzlerine, derli toplu oturmayı bedenimize ezberletenlere şirk koşuyor. Hayat denen bumerangın yolculuğundaki ağıt, siyah ağızlı cümleleriyle sere serpe giriyor Ayfer Karakaş'ın şiirine.

 

Benzer Yazılar