Değini / Çayırı Sayıklamak / Lokman Kurucu

FacebookTwitter

Acı tekrarlandıkça olay olmaktan çıkar, trajedi olma özelliğini kaybeder, bir sürekliliğe dönüşür. Bu süreklilik onu normalleştirir ama ortadan kaldırmaz. Özne duyarsızlaşmaz tabi, hissetmeye devam eder. Ama yaşamak, yani devam etmek için arasına mesafe koyar, onu farklı yollarla deneyimler. Bu süreçte anlam sabit kalmaz, çözülür, çoğalır ve yer değiştirir. Derken; hiçlik! Yaşlı mağarasından başını çıkarıp yüzünü gösterir. Hiçlik! Hiç bir ölünün yüzüne benzemez yüzü. Hiç bir acı ondan daha acı olamaz! Bunu en iyi şairler bilir, bir de çölde yolunu kaybedenler.

“Çayırı Sayıklamak” acıdan değil, şairin hiçlikten kaçarken acıya tutunma, acının içine girme, ona yeni biçimler, yeni ifadeler bulmak deneyimleri. Şair hiçliğe karşı acıyı “merkeze” alarak, bazen kar, bazen su, bazen ateş, bazen rüzgar, bazen bir ağaç vb üzerinden aktarıyor bizlere bu deneyimleri. O bunları yaparken öznenin nasıl parçalandığını hissediyorsunuz kitap boyunca.

Her ne kadar araya tarih ve mekan bilinci, hafıza, zeka girse de bana göre arka planda bu bir boşluk poetikası.

Peki sevdin mi?
Diye bir soru gelirse diyeceğim; kitap sevilmek değil, derinden okunmak istiyor. (Yani; derinden, derinden)

Cevahir Bedel derinden okunması, incelenmesi gereken şair kadınlarımızdan biri. Kitabı bana imzalamış ama tarih atmayı unutmuş ya da tercih etmemiş.

Şimdi biraz zamansızlık…

“sonunda ne kalıyor insana biliyor musun?
kendinden usanmış, sormayan sorular
gelişkin bıçaklar, kuyu derinlikleri bir de..
aksaklıklar silinip gidiyor pencerenden
geriye bir hazin boşluk kalıyor devamlı
tekrarlayan mutsuzluk acıtmıyor artık canını
bungunluk kokuya dönüşüyor hiç gitmeyen
kırılıyor insan her durakta karşılaştığı kendine

ah! rüzgar olup siz de mi kıracaksınız! ”

Cevahir Bedel

“Çayırı Sayıklamak”  2024 ( Plüton Yayınları)

FacebookTwitter
FacebookTwitter