Biraz kafa açalım mı sizinle?
Nazım Hikmet şiiri aşk, arzu, beden bağlamında tamamen heteroseksüeldir. “Normal” olanın sınırları içindedir. Arzusu disiplinlidir, taşmaz. Erkeklik çatlamaz, cinsiyet dağılmaz. Organizedir. Gözümden bir şey kaçmamışsa bu konuda pürüzsüzdür. Bu bir eleştiri değil tespittir.
Attila İlhan’da durumlar farklıdır. Stabil bir erkeklik yoktur onda; çatlar. Cinsiyet rolleri kayar durur.. Şiirlerinde queer kodlar gezinir. 1960’lı yıllardan bahsediyoruz. Her ne sebepten olursa olsun bu bakış ya da bu çatlama ilericidir. Bunu yıllar önce yazdığımda az daha linç yiyordum. Sonra dergiparklara yazdı akademisyenler yakın şeyler. Tamam ; “diploma” önemlidir.
Nazım Hikmet’te aşk narsistiktir çoğu zaman. O “mavi gözlü bir devdir”. Büyüktür, güçlüdür. O idealleri olan, tarihi misyon taşıyan, devrimci, yolcu, kendinin farkında olan ve bunu sık sık estetize eden bir adamdır. Kadınsa minnacıktır! Özleyen, açı çeken, ev içlerinde özlemle bekleyendir. Kadın tek başına bir birey olmaktan çok, o mavi gözlü devin, o büyük benliğin kaderine, kavgasına tanıklık eden, onunla anlam kazanan kişidir. Adler bu işin neresindedir? Yusuf Alper söylesin…
Attila İlhan’da aşk çok kırılgandır. Yaralıdır, yasaklı, tehlikeli, lekeli, yenik, ahlak dışı, kirlidir. Ve bunlardan şair ya da şiir kişisi diyelim; muaf değildir. Sokaktadır aşk onda; orospular, zenciler, travestiler, alkol ve tabi melankoliyle içiçedir.
Nazım Hikmet şiirde kurduğu ideolojik pozisyonundan şiir için bile taviz vermez. Boşluk yoktur onda. Bir peygamber gibi hep doğru yerde duran, doğru yola sokan kişidir. Okundukça askeri bir mobilizasyona uğratır insanı. Özne gri alanlarını kaybeder zamanla. Onu okumak haz, deneyim vb. olmaktan çıkıp görev haline gelir.
Nazım Hikmet’de “güç” olan ideolojik pozisyon Attila İlhan’da “zayıflık” haline gelir. Şiirinin genel atmosferi içinde ikna ediciliğini, inandırıcılığını kaybeder. Mustafa Kemal’in ellerinden öperken organikliğini mesela. Ne kötü bir poz vermedir o! Ulusalcılık, marksizm, entelektüellik derken o her daim arkasında duran koca Nihil’e ihanet eder, çelişir onla, tutarsızlaşır. Oysa çok yakışıklıdır o nihil, jilet gibidir, cinayet planları gezinir kafasında. Şiirinin asıl dinamosu odur. Sevilmelidir o ve hatta nefret edilmelidir.
İlhan nasıl dağılıyoruzdur.
İlhan küççedir.
Bu ikilikleri siz çoğaltabilirsiniz.
