zambak – Özge Özgen

FacebookTwitter

senden önce beyaz bir ırmaktım ben
beyaz zambaklardan ve
yeşil otlardan olma

yukarıya doğru kıvrılan bu döngü hep böyle dönmekte
ve koyu kahverengiler çoğalmakta
yüzümde

gitmeyi bir türlü beceremeyen kalbimle inanmıştım ilk sevene

aldanmak
koyu bir cümleyle
yatıp kalkarken
inadına daha bir laciverttim ben

narı bin yapan neydi o zaman
neydi ormanı büyüten koynumda

-sadakat mi –
-ihanet mi –

-anladım- “hiçbiri aslında ”

ve içimde utancını gezdirdiğim her kare
boğazımdan geçmeyen suya
mevsimlik
tekme atıyordu her seferinde

orası dediğim yer o uzaklığın arkasına savrulan taş yığınları
ve kireç kalıntıları idi belki de

şelalenin iç yüzü bu sevgilim

bir kulaç bir avuç etmiyor insanda
çok iyi anladık biz barbarlar
bunu,
aldanınca

hadi karıştır sapı samanla
hadi karışsın
yağmur ormana

biz… düz gidelim
dümdüz

zamanım gelince, azrail gelip bulsun
beni istiyorum
mesala; “sobe” desin
ve İstanbul el sallasın bize icabında

bu kış , nar çiçeği ve deve dikeni
toplayalım biraz
kar çiçekleri de güzeldir aslında

bende biraz körlük var sevgilim
sende de ibnelik mevcut
bizzat öğrendim

hadi… düz gidelim.
dümdüz

FacebookTwitter
FacebookTwitter