bütün gün arayıp dururdun
bulamazdın o eksik şeyi
çekmecelerini karıştırırdın ruhunun
kötünün her renginde ruhunun
halıları kaldırırdın
gökyüzü kadar yalnızlık
eski defterleri açardın
denenmiş birkaç ölüm
ve boşlukta bir dize:
“içindeki boşluğun içine kadar git!”
gide gide günler hüzne birikir
yığılırdın dar bir kapının önüne
“aç” derdi Nihil
titrerdi etin
düşerdin gölgeden
düşerdin gölgeden
oysa olmaya yakışırdın
ve sonra: neden
yarım ömür dolaşıp durdun
bulamadın
bir sen daha yoktu içinde,
eksik
yunus akardı
kapı deliğinden
