Şeytan Muskaları – Murat Boğurcu

FacebookTwitter

Edindim her şeyden gitmenin alametini
Hiç Kimselere rastladığım bir yerdeyim.
İnsan kalmakla başlamadı yaşamak
Sabır takvimlerini yırtıp attım
Bir yokuşun uzaklığı doldu içime.
Yorgunluk teneffüslerim uzadı
Şahsıma rahmet dilenmez artık
İnkar korkusu çalıp durdu sokağımda.

Uğurlama mevsimi çöktü pencereme
İkindi zamanları dağların kabulünde
Sindi rüzgarın namuslu uğultusu.
Eylemi göçertilmiş günlere kaldım
Eziyet kurgusu başladı kalbimde.
Günaha iman etmenin resmiyetindeyim
Çürüdüm, leşimde kafir kokusu
Kırgınlıklarımı topluyorum vahlar kapısında.
Yamalarımdır açan gövdemin
İğnesi dikiş tutmaz kapanmaz
Nimet kalmadı bakışmaların kahvesinde.

Tarçın ağaçları bunamış
Kokusunu yitirmiş yağmur kuşları.
Ebediyet orucu tutulmaz
Çaputları yırtılan vicdanın.
Halbuki hatırlamıştım Hevsel Bahçelerinde
Taşı incinen türbelerin
Erken düşmüşlüğü aklıma.
Mermerinde çirkin duran Musa’ya da anlattım
Uçurumlar büyüttüğüm hasarlı talihimi.
Evvelimin künyesinde adres yazmadı
Hangi çağa örüldü duvarım
Geç varılmış duraklarda bulunamam.

Ezberini unuttuğum şehirler büyüdü içimde
Can kırdım camları kalın vitinlerde.
Yabancı kaldığım her suratın astarına
Gölgemin ışığını soyundum.
Avuçlarıma sığdı cümlelerden atılmış sevinçler
Ah! sonralarım…
Hüznün mislisine öykündü
Miskin huylarımı hurdalığa verdim
Rüyalarım darıma duman aldı.
Ruhlar yuttum kartlandı kalbim
Mitani’ye külümü üfürdüler.

Boynumda şeytan muskaları
Kutsalımı boşverdim insan ketum olunca.
Atarım küfür taşlarını
Hesabı tutulmaz günahlarımın.
Gecelerin yarısında biriken zehir
Siyah akar ağzımın üslubunda.
Korkmadığım ayrılıkları da öptüm
Morardı camdaki buğu
Suya yakışmadı dudaklarım.

Yerden koptum hiç kimselerime yokluk bıraktım
Yırtıldı evrenim dağıldı başımdaki divan.
Sustuğum ıslığı kestiler
Gölgem bitlendi sabahlara kadar.
Ezdiler düzlüğümün çukurunda biriken çeliği
Kusur büktü etimdeki kalın ayracı.
Alıngan çocukluğumu büyüttüm
Küsüp durdum terliklerin tersine.

 

FacebookTwitter
FacebookTwitter