bir yirmi dört nisan şiiri – lokman kurucu

ben büyüyünce vampir olacağım öğretmenim annemi öldürüp kızıl kanatlar çıkaracağım uçacağım derisi yüzülmüş mavinin nefretiyle kumlar dolacak kral nurun şaşı gözlerine dişleyeceğim düş yüzünden öğretmenim kan ve cinnet ekeceğim kudretine ki ben büünce ben büüüünce tek gözlü melekler düşecek yeryüzüne çok eski çadırlar kurulacak beton göbeklere ellerde balyozlar açacak yüzlerde sekiz yüzü cehennemin ağızlarda kıyamet…

İncele...

Amerika – Allen GINSBERG

Amerika sana her şeyimi verdim,şimdi bir hiçim ben. Amerika, iki dolar yirmi yedi sent 17 Ocak 1956. Kendi kafama bile dayanamıyorum. Amerika, ne zaman bitireceğiz insanlarla savaşı? Al da kıçına sok atom bombanı. Keyfim yerinde değil, sıkma canımı. Kafam düzelmeden yazmıyacağım şiirimi. Amerika ne zaman melekleşeceksin? Ne zaman soyunacaksın çırılçıplak? Ne zaman bakacaksın kendine mezarlıktan?…

İncele...

EVET, KIRILMALI PUTLAR – SALİH AYDEMİR

Bugün, Türkçe yazılan şiiri eleştirel bir yetkinlikle hem tarihsel hem de kuramsal bağımsızlığını koruyarak değerlendirmek,  bir kayanın altına gövdenizi koymakla eşanlamlı benim için. Eskilerin deyimiyle şair, elini taşın altına koyan bir gezgindi. Şimdinin deyimiyle ise gövdesini koyan birisi. Çünkü yıl bin dokuz yüz yirmi, otuz, kırk, elli, altmış değil. Yıl iki bin. Şiir geleneğimizin neredeyse…

İncele...

kadraj dalgınlığından – ONUR DÖNMEZ

geçtiğimiz kotralarla baş hizamızda duyuyoruz bir fotoğraftır kıyıda köşeleri sesli pozumuz ona karşı silahsız ona doğru ışıklar durağan, gözlerin düşürdüğünü topladıysa dalgalar gözleri kapalı çıktıysa gümüş tuzlarının eksik bir zamanı niçin saklar insan. kokluyorum dehşetini sevgilerin çiğ büyünün buharına kokuyorlar, kenar mahallelere, estetiğine cesetlerin. inanmışım yalan söyleyebildiğine fotoğrafların on dokuzuncu yüzyılda geç kalmasıyım o gün…

İncele...

Şeytan Muskaları – Murat Boğurcu

Edindim her şeyden gitmenin alametini Hiç Kimselere rastladığım bir yerdeyim. İnsan kalmakla başlamadı yaşamak Sabır takvimlerini yırtıp attım Bir yokuşun uzaklığı doldu içime. Yorgunluk teneffüslerim uzadı Şahsıma rahmet dilenmez artık İnkar korkusu çalıp durdu sokağımda. Uğurlama mevsimi çöktü pencereme İkindi zamanları dağların kabulünde Sindi rüzgarın namuslu uğultusu. Eylemi göçertilmiş günlere kaldım Eziyet kurgusu başladı kalbimde….

İncele...

O GÜNDEN SONRA GÜNLERİ SAYAR OLDUM – Hasan Çelikkol

Vaktiyle gelincik toplamayı severdi Nilüfer Kuyuya atılıncaya kadar Üç gün sonra bulundu cesedi, iki kolu kırık Kimliksiz, sanki fi tarihinden kalan Çocukluğu yarım kaldı Nilüfer’in kim olduğunu bilmeden Hiç affetmedim kardeşlerini Keşke yanında olsaydım o an Haki bir bıçakla engel olabilirdim belki kuyuya atılmadan O günden sonra azap verici zararsız bir deliyim Bildiğim ya da…

İncele...

AYNADAKİ İSKELET – MUSTAFA OĞUZ

İhsan, evde bir başına. Yalnızlık işte, bildiğiniz türden bir yalnızlık… Tam da aklınızdan geldiği gibi bir yalnızlık. Evin sessizlik hâli ve İhsan. Türküler eşlik edebilir artık bu yalnızlığına. Cep telefonu, bilgisayar, internet… Çepeçevre kuşatılmış herkes aslında. Yalnızlığı bile adamakıllı yaşayamıyor İhsan. Her an bir telefon çalabilir, bir reklam araması, bir borç uyarısı, bir kara haber…

İncele...

Değini / Çayırı Sayıklamak / Lokman Kurucu

Acı tekrarlandıkça olay olmaktan çıkar, trajedi olma özelliğini kaybeder, bir sürekliliğe dönüşür. Bu süreklilik onu normalleştirir ama ortadan kaldırmaz. Özne duyarsızlaşmaz tabi, hissetmeye devam eder. Ama yaşamak, yani devam etmek için arasına mesafe koyar, onu farklı yollarla deneyimler. Bu süreçte anlam sabit kalmaz, çözülür, çoğalır ve yer değiştirir. Derken; hiçlik! Yaşlı mağarasından başını çıkarıp yüzünü…

İncele...

Ahmet İlhan’dan “AKIL”

Bu çalışma, modern felsefede akıl kavrayışının iki temel uğrağını, Descartes ve Spinoza üzerinden ele almayı amaçlamaktadır. Akıl, burada ne zamandan ve bağlamdan bağımsız bir yeti ne de yalnızca epistemolojik bir araç olarak değerlendirilir. Aksine, akıl hem tarihsel hem de ontolojik bir problem olarak düşünülmektedir. Aklın tarihsel bir problem olarak ele alınması, onun farklı dönemlerde farklı…

İncele...

MEHMET GİRGİN’DEN İKİ KİTAP BİRDEN!.. / AHMET GÜNBAŞ

Uzun zamandır suskunluğunu koruyan Mehmet Girgin’den iki kitap birden düştü masama! Biri, Esrik Bilgi* adında -dört kitaptan süzülen- şiir seçkisi; diğeri, aforizmaya yakın kısa şiirlerden oluşan Parçalanamayan Parçayım** adıyla seslenen ince boyunlu bir kitap!.. Girgin’in şiirine pek yabancı değilim. Onun, taşra kimliğiyle içindeki doğayı uzak kentlerle tanıştıran yalın üslubunun farkındayım. Durmadan kendini yontan, bilgelik ve…

İncele...
FacebookTwitter